November 29, 2009

November 06, 2009

Facebook, Fotoğraf ve Paranoya

Facebook, Fotoğraf ve Paranoya

Dünyanın en popüler sosyal iletişim ağlarından biri olan Facebook’un en önemli ham maddesi şüphesiz ki fotoğraf… İnsanlar Facebook’tan önce de tabi ki fotoğraf çekiyorlardı, peki ya düşündünüz mü Facebook’tan sonrasını?


Facebook’tan önce de insanlar arkadaşlarıyla bir yerlere gidip eğleniyorlar, geziyorlar, ilişkilerini bir şekilde yaşıyorlardı. Şimdi çoğu kişi sırf Facebook’a fotoğraf yükleyebilmek için yanlarında sürekli fotoğraf makinesi taşıyorlar, makine yoksa cep telefonları imdatlarına yetişiyor ve hemen bu fotoğraflar siteye yükleniyor. İnsanlar özel hayatlarını kendi belirledikleri çerçeve içerisinde istedikleri gibi teşhir edebiliyorlar.

Fotoğrafın anı/belgeleme değeri, bu yüzyılda Facebook ile başka bir forma girdi. Burada insanlar kimlik bilgilerinin yanı sıra, sanal bir sosyal ağ üzerinden hayatının belirli bir evresinde girip çıkan kişilerden tutun da, en yakın arkadaş/aile çevresine kadar birçok kişiyi hesabına ekleyebiliyor, böylece sürekli iletişim halinde oluyorlar. Evet, bu bir yere kadar iyi ve nostaljik gelebilir. Seneler önce koptuğunuz çocukluk arkadaşınızı, komşunuzu, ilkokul arkadaşınızı… vs Facebook’ta görüp, tekrar iletişime geçmek, eski günleri 10 dakika içinde yad etmek güzeldir, keyiflidir. Ama aslında düşündüğünüzde, zaten hayatın içerisinde doğal seleksiyona uğrayıp, hayatınızdan çıkan kişileri Facebook aracılığıyla tekrar hayatınıza “sanal” bir biçimde tekrar sokuyorsunuz… Yolda görüp, sadece bir merhaba dediğiniz kişilerden tutun da, konuşmadıklarınız dahi arkadaş listenize bir anda girebiliyorlar. Tabi, bu konuda genelleme yapmak doğru olmaz, fakat büyük bir çoğunluğun da bu şekilde hareket ettiğini görebiliriz…

Fotoğraf da bu site için biçilmiş kaftan aslında. Çoğu kişi komik-ilginç videolarını da paylaşabiliyor, ama fotoğraf kadar etkili değil video paylaşımı. Evlerde kutuların içinde sakladığımız aile albümleri, arkadaş albümleri bir anda birçok kişinin kullanabileceği bir platforma dökülebiliyor. Bu fotoğrafların tabi ki hiçbir estetik değeri yok, profesyonel bir fotoğrafçının fotoğraflarını değerlendirme kriterlerinden bahsetmiyorum bu anlamda. Fotoğrafın yapısının ne kadar esnek ve kaygan olduğuna değinmek istiyorum. Birey için çok özel olan fotoğraflar, kişi istemediği takdirde siteye yüklenmeyebilir, ama bunun dışında, gün gün, hafta hafta kimin ne yaptığını an be an takip edebilirsiniz. Bir zamanlar dolaplarda saklanan albümler, şimdi her an ulaşılabilir, elde edilebilir, bakılabilir konuma geliyor. Bu anlamda fotoğrafın aidiyeti, bizim aracılığımızla bizim tekelimizden çıkıyor. Evet, kimse bizi zorlamıyor fotoğraf yüklemek için; ama bizler yine de dayanamayıp yüklüyoruz veya yüklemesek dahi çevremizdekilerin albümlerini büyük bir teşhirci açlığıyla izliyoruz. Dikizleniyor, dikizliyoruz! Buna izin veriyoruz çünkü… Bilgisayar ekranları, dürbünlerin yerine geçti, balkonlar, duvarlar, pencerelere şeffaflaştı ve herkesin özeli içerisinde dolaşabiliyoruz rahatça. Üstelik bu yasadışı, yasak da değil! Çünkü, insanoğlunun vazgeçemediği bir duygusudur: merak! Fotoğraf da bu teşhirciliği kızıştıran güzel, kullanışlı, görsel bir malzeme.

Facebook’ta insanların ne kadar vakit harcadığı ise tamamen korkunç bir tablo! Şubat 2008-2009 arasında yapılan bir araştırmada, kullanıcılar toplam 1 milyar 100 milyon dakika harcarken, 2009 Şubat'ında bu 3 milyar dakikanın üzerine çıkmış durumda. (1)


Şubat 2008’de 250 milyon fotoğraf yüklenirken, Şubat 2009’da 850 milyon fotoğraf yüklenmiş. Üyeler siteye günde 8.5 milyon fotoğraf yüklüyorlar. Facebook’un platformunda bulunan fotoğraf sayısı şimdiden fotoğraf paylaşım sitesi olan Flickr’ı geçmiş. (2) Facebook’da fotoğraf çekmeyi bilmenize gerek yok. Kural yok, sınır yok, tamamen özgürsünüz; çünkü fotoğraf burada özel hayatınızı kendi elinizle teşhir etmek için kullandığınız bir araç. Diğer fotoğraf paylaşım sitelerinde insanlar amatör/profesyonel fotoğrafçılar çektikleri fotoğrafları değerlendiriyorlar, puan veriyorlar…vs.

İnsanların önlerinden geçen yığınla fotoğraf da, kişileri paranoyaya ve aşırı kıskançlığa itebiliyor? Nasıl mı? Yapılan bir haberde şöyle deniyor:

“Canada'da yapılan bir araştırma, dünyaca ünlü sosyalleşme sitesi Facebook'un, çiftlerin ilişkilerinde olumsuz etkisi olduğunu ortaya koydu. Partnerlerin birbirlerini kıskanmasında büyük rol oynayan site, sevgilileri ayırma gücüne bile sahip… Kanada Ontario'daki Guelph Üniversitesi'nde araştırma yapan bilim adamları, Facebook bağımlılarının partnerlerini iyiden iyiye araştırmak için aslında tuzağa düştüğünü ortaya koyuyor.

Kıskançlığın verdiği etkiyle şüpheyi arttırıcı detayları ortadan kaldırmak, Facebook kullanıcısının tüm zamanını alıyor. Özellikle genç sevgililerin ilişkilerinde büyük rol oynayan Facebook, kişiye yarardan çok zarar getiriyor. Araştırmayla ilgili yazılan bir makale de Facebook çılgınlığının insana negatif duygular getirdiğine dikkat çekiyor. Karşı tarafı sürekli takip etme güdüsünü yaratan sitenin, ilişkiyi yıpratmak için büyük bir gücü olduğunu savunan araştırmacılar, gizli saklı yapılan işlerin bu tür duygulara neden olmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.” (3)

Sürekli fotoğrafların izini süren bir kişi, böylece psikolojik açıdan hem kendine hem de çevresine zarar verebilecek hale gelebiliyor. Aşırı kıskançlığı tetikleyen ve takip ediliyormuş hissi yaratabilecek olan fotoğraflar aracılığıyla, Facebook bir kez daha kazanıyor; çünkü kullanıcılar sürekli sitede vakit geçiriyorlar. Fotoğraflar da bu noktada, hem teşhirciliği pekiştiriyor, hem de bu fotoğraflarla belki de kafasından senaryolar yazan biri için psikolojisini de alt üst eden bir noktaya gelebiliyor. Çünkü fotoğraf insanların hayal gücünü konuşturacak yeterli miktarda doneyi verebilir…

Facebook’un yerini ileride şüphesiz ki başka siteler alacaktır, ama Facebook günümüzde fotoğrafın kullanım pratiklerini değiştirdi, özel hayat ve aidiyet gibi kavramları kişinin kendi isteğiyle başka biçimlere sokma iznini aldı. Böylece, fotoğrafın paranoyak yapma gücünü de öğrenmiş olduk…


*Yazının orijinali Fotoritim Kasım sayısındadır.